Rabia isareti yapan arkadaslara acık mektup

Bu yazıyı sade bir vatandaş olarak yazıyorum. Siyasetçi değilim, siyasetten de çok anlamam ama takip ederim. Elbet benim de bu ülke ve dünya hakkında görüşlerim var. Doğa, kişisel özgürlükler, insanlık ve adalet için kendi fikirlerimi söylemek için evet, sokağa çıktım. Taş atmadım, kamu malına zarar vermedim, küfür etmedim, hükümetin her açıklamasını büyük bir dikkatle dinledim, anlamaya çalıştım, empati kurdum, çok ama çok sinirlendim, buna rağmen sükunetimi korumaya çalıştım.

erdogan-rabia-isareti

Recep Tayyip Erdoğan – Rabia İşareti

Herhangi bir siyasi partiye üye olmamakla birlikte, herhangi bir partinin de benim fikirlerimi temsil edeceğini düşünmüyorum. Anladığım şu ki bu ülkede ve var olan düzende siyaset, ellerini kirletmeden yapılabilecek bir şey değil. Bu yüzden hükümetin de neden yalan söylediğini anlayabiliyorum, iktidarın var olduğu yeri koruması gerek ne de olsa ama şunu söylemek isterim ki; o koltuk kimsenin tekelinde değil, olmamalı. Hükümet, bir taraf olmak zorunda değil. Bu bir maç değil. Sokaktaki herkes bu ülkenin bir vatandaşı ve hükümet şımarık bir çocuk gibi kulaklarını kapatıp lo lo yapamaz, öyle bir hakkı yok. Bunu sadece onlar mı yaptı, hayır.

Türkiye yeni bir ülke. Daha her şey çok taze bizim için, o yüzden yaşanan kaosları anlayabiliyorum, taşlar yeni yeni oturacaktır fakat gel gelelim bu sadece var olan iktidarın suçu değil, bunun öncesinde geçip giden 60 hükümet de bir o kadar suçludur benim gözümde.

En yakın zamana döneyim ne demek istediğimi anlatmak için; 28 Şubat’ı hatırlayanınız vardır elbet. 1997 yılında yaşadığımız günler, bugünlerin en büyük sinyaliydi. Tanklar yürüdü, hükümet istifaya zorlandı. İktidar bir anda el değiştirdi. O günlerden size başka bir örnek de vereyim, başörtüsü takan anneler oğullarının yemin törenini izlemek için geldiler ama törene alınmadılar. Tellerin arkasında oğlullarının yemin törenlerini ağlayarak izleyen anneler vardı. Düşünebiliyor musunuz, bu vatan için oğlunuzu askere gönderiyorsunuz ama başörtünüz olduğu için törene alınmıyorsunuz ya da başörtünüz olduğu için istediğiniz okula gidemiyorsunuz. Neden? Başörtüsü takan kadınların okumaya, düşünmeye, kendini ifade etmeye, çalışmaya hakkı yok mu? Benim annem kapalı değil, hatta bizim ailede başörtüsü takan tek bir kadın bile yok ama ben o zaman da bu haksızlığı görüyor ve isyan ediyordum. Bana o dönem devamlı söyleniyorlardı lisede, mahallede “sen nasıl Atatürk çocuğusun” diye. Bunun Atatürk ile de alakası yok, artık Atatürk’ü kullanmayı bırakalım. Ben her cümlenin başında Atatürk demeyeli sanırım 16 yıl oldu. Evet, Atatürk’ü çok seviyorum, ona minnettarım ama her cümlenin başında Atatürk demiyorum, çok özür dilerim. Bu zaten çok başka bir konu ama şunu yine de bu cümlenin sonunda belirteyim; milli görüşçü değilim, davamız için diye başlayan cümleler kurmayacağım tıpkı her cümlenin başında Atatürk demediğim gibi, sadece bu ülkenin bir vatandaşıyım. Artık herkesin de bir taraf olmayı bırakması gerektiğini düşünüyorum.

Bu ülkede nasıl ki “şortla gezemezsin” demek saçmalıksa, “başörtüsü ile gezemezsin” demek de bir o kadar saçmalıktır. İşte her şey bugüne böyle dalga dalga geldi. Birileri çıktı ve bu ülkeyi takım tutar gibi taraftarlar yaratarak böldü, bölmeye de devam ediyor. Eğer biz, bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlamazsak bölmeye de devam edecek.

guneydogu

Güneydoğuda çocuklar okula giderken…

Ardından hala yıllardır çözemediğimiz “Kürt Sorunu” olarak adlandırılan ama gerçekte bu ülkede yıllar yıllar önce insanların birlikte yaşarken hiçbir sorun yaşamadığı duruma… Bu ülke yine bir oyuna geldi, hem de kendi iktidarları tarafından, hem de bu ülkeyi yönetmek isteyen (hala da yöneten) başka ülkeler tarafından! Bu ülkede köy estitüleri kapatıldı, doğudaki köylere yıllarca elektrik gitmedi, yol yapılmadı, istihdam sağlanmadı, üreten, tarlasını eken, ekmeğini cidden taştan çıkarmak isteyen insanlar sayılmadı ama konu oy almak isteyince il il gezip mitingler düzenlendi, sözler verildi ama gelin görün ki çoğu insan artık Türkçe bilmiyordu doğuda, yani sen oraya çıkıyorsun oradaki insanlara vaadler vermek istiyorsun ama onlar seni anlamıyor. Hep arka planda kaldı ülkenin doğusu. Batıda gençler üniversitelere girerken, ulaşım sorunu yaşamadan (burada metrobüsün, İETT eziyetlerini pas geçiyorum çünkü illa ki ulaşıyoruz gideceğimiz yere o başka bir yazının konusu olabilir) istedikleri yere giderken, gece arkadaşlarıyla çıkıp bir bira içerken, ölüm korkusu yaşamadan evine dönerken doğuda insanlar ölüyordu hem de gelip geçen tüm hükümetler yüzünden… Hiç ayırmıyorum bu noktada, kimse kusura bakmasın. PKK sorununu yıllarca çözmediniz, köyden çocukları alıp dağlara kaçırdılar, sustunuz. Başka ülkelerle işbirliği yaptınız ve kendi ellerinizle bu güzelim mozaiği bozdunuz.

Ben kendi gözlerimle gördüm. Bir yaz, deniz tatilini tercih etmeyip gittim oralara, gezdim. İnsanlarla konuştum, bir annenin yatakta uyuyamadığını, gece oğullarının ellerinde keleşlerle nasıl bahçede hayatları için nöbette durduklarını gördüm. Ellerindeki buğdayı, kızlarının başına bir şey gelmesin diye nasıl hibe ettiklerini dinledim, azıcık aşlarını başkalarıyla nasıl paylaştıklarına şahit oldum. Uyuşturucu kaçakçıları çocuklarını almasın diye batıya göç eden amcalarının yanına gönderen annelerin çocuklarının fotoğraflarına bakıp bakıp ağladıklarını izlerken yüreğim parçalandı. Bu medyanın da suçudur. Nasıl ki bugün bize sokaklarda özgürlüğümüz için yürürken birkaç direnişçi diyorlarsa o gün de işte doğudaki insanlara aynısını yaptılar. Kürtler hep teröristti, Kürtler hep öldürendi, Kürtler hep katledendi. Yersen…

Şimdi de Van’da depremzedelerin suyu ve elektriği kesildi, biliyor musunuz? Açlık Grevi yapıyorlar… İzleyiniz.

 

Gelelim Alevilere. Mum söndü dediniz, kapılarına çarpılar koydunuz, katlettiniz, sürdünüz, yaşam haklarını ellerinden aldınız, Alevi öldüreni alkışladınız. Hala da öldürmeye devam ediyorsunuz. Bugüne kadar gelen tüm iktidarlara soruyorum, hiç utanmıyor musunuz?

6-7 Eylül Olayları, vicdana sığar mı? Sorarım size.

6-7 Eylül Olayları, vicdana sığar mı? Sorarım size.

Şimdi de gelelim Rumlara, Ermenilere, Yahudilere… 6-7 Eylül olaylarına… Bu ülkenin mozaiğine inanmayan insanların yaşattığı zulüme. Değdi mi arkadaşlar, dönüp bakın bir geriye. Başka illerden adam getirip yağmalattığınız o dükkanlar da bu ülkeye vergi veren işyerleriydi. Ölen insanlar da bu topraklarda yaşıyordu. Burada tabii ki yine yalan haber yapan basın (patlamayan bomba) ve bu insanları bir yalana inandırıp sokağa çıkaranlar suçludur.

Bugün twitter’da görüyoruz Rabia işareti yapan arkadaşları; işte onlar anneleri başörtülü diye törene alınmayan asker çocukların ta kendisidir, onların çocuklarıdır. Üniversiteye başörtüsüyle giremeyen, devamlı dışlanan, hor görülen belki de başörtüsü yüzünden okuyamayıp evlenen kadınlardır, onların çocuklarıdır. Öfkeleri büyük, bence öfkelenmekte de haklılar ama yanlış yaptıklarını söylemek isterim. Ölen altı cana “oh” demek, ayıptır, günahtır. Görüyorum bize devamlı küfrediyorsunuz, gelin oturup konuşalım. Eminim ki Gezi Olayları ile birlikte sokağa çıkan herkes Suriye’de bir kişinin dahi burnunun kanamasını istemiyor. Eminim ki, oradaki herkesin elinden tutmak istiyor. Size sadece şunu anlatmaya çalışıyoruz, bu savaşarak olmaz. Bu topraklar yeterince savaş gördü, sizce de yetmedi mi?

1 Eylül 2013 Dünya Barış Günü - Barış İçin El Ele - İnsan Zinciri

1 Eylül 2013 Dünya Barış Günü – Barış İçin El Ele – İnsan Zinciri

Gelin, artık bizi bölmesinler. Kimse kimseye şortla geziyorsun diye bir yafta yapıştırmasın, kimse kimseye senin başörtün var demesin. Kimse kimseye dinini sormasın. Buradan Rabia işareti yapan kadınlara sesleniyorum, din kisvesi altında küçücük çocuklara tecavüz eden, sonra da “peygamberimizin de benzer evlilikleri var” diyenlerin karşısında durun. Başı açık kadınları kötüleyen bu adamları, dini kullanmaya çalışanları uyarın. Kadınları ikinci plana atan bu zihniyeti desteklemeyin. Sizi tekrar kullanmalarına izin vermeyin. Doğayı gözümüzün içine baka baka katlediyorlar, bunu sadece bu hükümet mi yaptı, hayır tabii ki ama gelin el ele verelim, bu kıyıma bir dur diyelim.

Ben de sizin başörtünüzün arkasındayım. Emin olun sokağa çıkıyorsam, sizin özgürlükleriniz için de çıkıyorum. Hepimiz bir gün bu dünyadan göçüp gideceğiz ve gelecekte çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çaba sarf etmeliyiz. Bu mozaiği bozmaya çalışan, kardeşçe yaşamak isteyen herkesi bir dolu yalanla kandırmaya çalışıyorlar, bizi de zamanında başkaları kandırmaya çalıştı, gelin bu oyunlara gelmeyelim.

Benim sokakta olma sebeplerim buydu; daha yaşanabilir, haksızlığın olmadığı, insanların ezilmediği, çocukların ölmediği/tecavüze uğramadığı, hukukun işlediği, insanların kardeşçe yaşayabildiği, savaşların/kimyasal silahların olmadığı, doğanın katledilmediği bir dünya… Aynısını istemiyor musunuz, sorarım size?

Artık “oh” ne güzel oldu demeyin, küfür etmeyin, sizi kullanmalarına izin vermeyin, hiçbir partinin, hiçbir iktidarın, hiçbir lobinin tarafı olmayın. Gelin, daha yaşanabilir bir dünyaya adım atalım, hep birlikte… Yoksa ileride birileri sizin çocuklarınızı bir köşede döverek öldürmek isteyecek, yoksa ileride birileri sizin çocuklarınıza durup dururken terörist diyecek, yoksa ileride birileri gelip sizin başınızdaki başörtüsünü çekiştirecek, yoksa ileride gelip birileri sizi hapse atmak isteyecek, yoksa ileride yine birileri polisleri üstünüze salacak, yoksa ileride birileri “gerçekten” camiye ayakkabıları ile girecek, yoksa ileride birileri çıkıp başka ülkelerin siyasi çıkarları için hepimizi öldürecek ve o zaman çok geç olacak…

6 Responses to Rabia isareti yapan arkadaslara acık mektup

  1. Bunlar malesef ama malesef anlamazlar…..

  2. Faruk says:

    T.C. konulduğu zaman yazsaydınız keşke bunu. En azından R4BIA bir amaca hizmet ediyor. Ama pardon orada ölen masumlar demokrasi düşmanı (silahsız!) teröristlerdi özür dilerim.

    Girişte ne kadar güzel söylemişsiniz. Sanki; “ben onlardan değilim” dercesine. Ben yakıp yıkmadım. Ben haklarım için oradaydım” diye. Herkesin bir tutulmaması gerektiğini belirtmişsiniz. Ama siz, gezi parkında olmayan herkesi ölen insanlara “oh” diyen, R4BIA yazanları “kuyruk acısı olan insanlar” olarak değerlendirmeyi hiç elden bırakmamışsınız.

    Kötü bir niyetin olduğunu düşünmüyorum yazıda; ancak bilmelisiniz ki her R4BIA yazan geviş getiren bir yobaz değildir. En başından beri gezi parkı’nda olanların karşısındayım. Ama hiçbir zaman hatta bayrak yakan, sonra devrim şehidi ilan edilen Ethem Sarısülük için bile “oh” demedim. Bunun adına vicdan deniyor.

    Ermeniler, Yahudiler ve daha niceleri.. Ben Yahudi kökenliyim. Bunu ben bilirim. Ülkelerin dostları yoktur. Çıkarları yoktur. İnönü ve Atatürk’ün emri ile kürtleri bombalayan Sabiha Gökçen ile aynı tarafta olup “sevgili kürt kardeşlerim, aslında canımızsınız” demek nasıl bir iki yüzlülükse, Ermeni’leri bir bir yok edip kaos çıkaran silivri tayfasına siper olup “Ermeni’lere sahip çıkalım” demek o kadar yüzsüzlüktür.

    Laflarımdan sakının, sözüm size değil. Ancak biri sirki kurdu. Cambazı izliyoruz. Sonra sirki kuran cambazını ipini kesti. Yine cambazın başında ağlıyor diyorum.

    Mısır’da, Suriye’de ölen insanlar varken neredesiniz gibi klişeler yerine sadece şunu söylemek istiyorum;

    Mesela AKP ya da Tayyip değil. Önce kendi içimizde ayrışmamalıyız. Ama bunun yolu “gelin birleşelim” demek değil. “Buluşup birleşelim” demektir. Lütfen gözünüzü nefret bürümesin. Hakkınızı savunun ama kimlerle durduğunuz daha önemli. Bir çürük elmanın bütün sepeti bozması gibi. Unutmayın; “bir kazanan olması için bir kaybeden olması gerekmiyor”..

    • Yangel says:

      Sevgili Faruk öncelikle çürük elma metaforuna katılıyorum, ve yorumunu okuduktan sonra şuna emin oldum ki, o da senin çürük bir armut olmadığındır kardeşim. Sen de içinde bulunduğun sepete dikkat etmelisin bence.
      İmza: bir elma

    • Sinan says:

      Mükemmel düşünce biçimi. Kesinlikle haklısınız. Ben de taraf oluşturma yanlısı değilim ancak iki farklı düşünce biçimi olduğu aşikardır. Bu durumda benim de dahil olduğum sizin gibi düşünenler grubu ile Tuğçe hanım gibi düşünenler; yani her iki ucun en aklı selim, en sonuç ve barış odaklı temsilcileri bir araya gelebilirse, işte o zaman Türkiye’nin ve Dünya’nın gerçek umudu doğar.

      Ben de Tuğçe hanım gibi siyasetten çok anlamam ama her ayrıntıyı da takip ederim. Bırakın onlar siyaset yapsınlar. Ülkede düzen sağlanmalı ve onlar bunu doğru ya da yanlış yollardan yapmaya çalışıyorlar. Bizim gibilere düşen, insanların yapılanları anlamaya çalışmalarını sağlamak ve her kötü değerlendirmeyi üzerine almayıp, bazen de kulak asmadan insan hakları ve barış için olabildiğince çok kişiyi bilgilendirmektir.

      Şuna emin olun. Bu ülke o kadar zor bir coğrafyada ve o kadar değerli bir konumda ki; bu zenginlikleri ele geçirmek için sırada bekleyen o kadar çok akbaba var ki tahmin bile edemezsiniz. Mevcut hükümet, doğrusuyla, yanlışıyla bunun şimdiye kadar en çok farkında olan hükümetlerden biri. Dolayısıyla, insan olmalarından ötürü ara sıra düştükleri hataları onlara hatırlatmak ve ileride de aynı sorumluluk bizlere düştüğünde bu hataları hatırlamak, bu ülke için yapabileceğimiz en iyi şey diye düşünüyorum.

      Son olarak, soyadımı bu mesaja yazamamak ve mail kısmına sırf zorunlu tutulduğu için “yok@hotmail.com” yazmak nasıl iğrenç bir duygudur tarif edemem. Bunun sebebi de sadece R4BIA işareti yapanların değil, polise hava-i fişek atanların da yaftaya çok meraklı olması. Benim hayalim, bu gereksiz uçları ortadan kaldırabilmek.

      Yazı için teşekkürler.
      Sevgiler.

  3. Erdal Kart says:

    merhaba,
    m.kırıkkanat’ın tweet’inden haberdar oldum…
    ellerinize ve düşüncelerinize sağlık, daha güzel anlatılamazdı herhalde. bu karmaşada herkes bir taraf diğer tarafın görüşlerini ne pahasına olursa olsun karşı çıkarken siz sade, yalın ve kendinizi iyi ifade eden bir üslup ile yazmışsınız, görüşüm duruşum budur kırmadan dökmeden… sizinle paylaşıyorum. kızıma, oğluma ve karıma yazınızı okumalarını önereceğim. sevgiler

  4. wolkanca says:

    il olarak siyasetten anlamam diyenleri siyasetin ağ babasını yapar biz onu da biliriz.

    ikinci olarak gayrisini faruk bey yazmış zaten.

    yazı için teşekkür ederim.

Leave a Reply to Sinan Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>