Kadınlardan yılın gölü!

İşte size o hep merak ettiğiniz futbol terimlerinin uygulamalı anlatımı…

Bugüne kadar futbol dendiğinde hep biliyormuş gibi davranıp, sevgiliniz/eşiniz konuşurken anlıyormuş gibi kafa sallayıp onaylayan hanımlara benden dev hizmet! Eşinizin/sevgilinizin tuttuğu takım kazanmadığı zaman evdeki esen o buz gibi havayı nasıl idare edeceğinizi düşünmek artık eskidendi. Bu yazı hayatınızı değiştirecek!

Futbol terimleri kafamızı çok kurcalıyor, biliyoruz. Penaltı nedir, o adam neden orada duruyor, kırmızı kart niye çıkıyor bunlar bizi çok fazla ilgilendirmeyen konular ama iş futbol tutkunu bir eşe/sevgiliye gelince her şey değişiyor. Biliyoruz ki eğer onunla maç izlemezsek, herhangi bir takımı tutmazsak, futboldan uzak kalırsak en az haftanın iki günü sevgilimizi/eşimizi tehlikeli sulara teslim etmek zorunda kalıyoruz. İşte bu yüzden uyumlu bir çift olmanız için size birkaç futbol terimini izah etmek istiyoruz, hem de kadınsal terimlerle! Daha ne yapalım ama değil mi?

super-sexy-asian-women-playing-football-in-mud

İşte bilmeniz gereken terimler:

Röveşata: Bu tamamen kişinin arkası dönükken yaşanan bir pozisyon. Hemen aklınıza kötü bir şey gelmesin canım! Mesela sevgilinizle/eşinizle kavga ettiniz, salonda ilerliyorsunuz, çok sinirlisiniz. Ayağınızdaki terliği ona fırlatmak istiyorsunuz ama göz göze gelmek istemiyorsunuz. Ne yapacaksınız; olduğunuz yerde ayağınızı bir Ninja edasıyla havaya kaldırıp, kafanızın üstünüzden terliği sevgilinize doğru fırlatacaksınız! Ve tam isabet! (Kill Bill’i hatırlayın) Tebrikler, artık siz de röveşata atabiliyorsunuz. İşte röveşata da böyle bir şey. Arkanız dönükken topu yakalayıp, kaleye gol atmak! Yani bu kadar basit…

Verkaç: Normal hayatta “verkaç” çok işe yarıyor, bu kesin. Aslında bilmediğimiz bir pozisyon değil ama yine de uygulamalı olarak açıklamak boynumuzun borcu. Şimdi, farz edin ki hoşlandığınız bir çocuk/adam -ki kesin vardır- var. Onun da size ilgisi olduğunu biliyorsunuz ama çocuk/adam biraz çekingen. Olaya hemen el koyuyorsunuz ve ilk pası verip kaçıyorsunuz. Yani ya çocuğun/adamın yanına gidip ilk siz konuşuyorsunuz ya da e-posta gönderiyorsunuz, her neyse… Kısacası kendiniz için rahat bir alan yaratıyorsunuz ve karşı tarafın konuya girebilmesi için zemin hazırlıyorsunuz. O da biraz akıllıysa sizin pasınızı görüp arkanızdan gelirse ve topu size geri gönderirse ne olur, tabii ki gol olur! Ya işte öyle…

Ofsayt: Her kadının bu ofsayt yüzünden başı yanmıştır. Neden ofsayt olur diye kendi kendinize çok sormuş olabilirsiniz. Tabii bilenlere lafımız yok, haşa! Şimdi bu ofsayt meselesi sizin düşündüğünüz kadar derin bir konu değil. Yüzeysel anlatalım. Mesela sevgilinizle bir partiye gittiniz. Partide bir kız sevgilinizi gözüne kestirdi ve sevgilinize doğru yavaş yavaş ilerliyor, siz olayın farkındasınız ama arkadaşlarınızla olan muhabbeti de bölemiyorsunuz. Ne kadar yaklaşabilir ki derken, baktınız yanınızdan süzülüp geçti ve sevgilinizin yanında bitiverdi. İşte bu ofsayttır! Sizin bulunduğunuz çizgiyi geçmesi demek, olayı başka bir boyuta taşıyor şüphesiz, yalan mı?

Taç Atışı: Efendim bu taç bildiğimiz taçlardan değil, yani kafanın üstünden geçmesi demek olayı taçlandırmak anlamına gelmiyor. E, peki ne ola ki bu taç atışı dediğinizi duyar gibiyiz, hemen anlatalım. Mesela sevgilinizin ailesi ile ilk defa tanışmışsınız, eh haliyle heyecanlısınız. İnsan bazen böyle durumlarda ne dediğini bilemeyebilir, farzı misal bir pot kırdınız ve muhabbet bir anda durdu. Kimse bir şey diyemiyor ama bu soğuk havanın kırılması ve tekrar masanın biraz önceki halini alması gerekiyor. Ne yapacaksınız? Tabii ki hiçbir şey, sakın ama sakın bir şey yapmayın. Hata sizin… Evet, topu siz dışarı gönderdiniz ama bırakın onlar oyuna tekrar başlasın. Hatanızı kabullenin ve kayınvalidenize öne geçmesi için bir şans verin, nasıl olsa bu oyunun galibi her halükarda siz olacaksınız, değil mi? İşte taç atışı böyle bir şey, hatanızı kabul edip rakibinize topu vermek. Nasıl ama?

asian-girl-playing-soccer-football

Köşe Vuruşu (Korner): Şimdi taç atışında yaşadığınız duruma geri dönelim. İlk aile yemeğinde bir faciaya doğru gidiyorsunuz, maksat gol atmak! Baktınız sağınız-solunuz kuvvetli yola devam! Ben mazlumu oynamam, lafımın arkasında dimdik dururum diyorsunuz. Uyaralım, bu size bir köşe vuruşuna patlayabilir ve hiç olur olmadık yerde kayınvalidenizden gol yiyebilirsiniz. Nasıl mı? Hemen uygulamalı anlatalım.

Siz: Ben tavuk suyuna pilav hiç sevmem!

Kayınvalide: O yediğin pilav tavuk suyuna kızım.

Siz: Ellerinize sağlık çok güzel olmuş, ben bu tablet tavuk sularından bahsediyordum zaten. Geçen gün annem yapmış, hiç yiyemedim çöpe döktüm.

Kayınvalideniz: Ben de tablet tavuk suyu kullandım!

Bu nedir? Tabii ki gol… Uzatmayın, köşe vuruşuna maruz kalmayın! Her kayınvalide gol atacak diye bir kaide yok ama gol pozisyonu yaratmanın da alemi yok, değil mi?

Penaltı: Şimdi bu penaltı meselesi çok önemli, neden penaltı olur; önce bunu açıklayalım. Penaltının olabilmesi için sevgilinizin/eşinizin kusurlu  hareketlerden birini sizin yarı alanınızda (evinizde/iş yerinizde/hayatınızda) ihlal etmiş olması gerekir. Nedir bu ihlaller hemen inceleyelim.

Sevgiliniz sizden ayrılmak istiyor, üstelik hiçbir sebep göstermeden! Hem de bunu sizin evinizde söylüyor, yani size kendi alanınızda “tekme atıyor”, bu bildiğiniz penaltı değil de nedir?!

Sevgiliniz sizin o çok istediğiniz terfiyi almanız için önünüze engel çıkartıyor yani sizin hayatınızda ilerlemenizi engelliyor. Yani kariyerinize “çelme” takıyor. Bariz penaltı!

Evinizde arkadaşlarınıza bir yemek veriyorsunuz, maksat herkesin kaynaşmasını sağlamak Peki, sevgiliniz ne yapıyor, masada kendini öve öve bitiremiyor! Kısacası bir nevi sizin “üstünüzden sıçrayıp” herkese kendini bulunmaz Hint kumaşı olduğunu göstermeye çalışıyor. Direkt penaltı!

Sevgilinizle bir konuda uzlaşmak için masaya oturdunuz. Tam konuya girdiniz ki o ne? Sevgiliniz alenen küfrediyor. Açık penaltı!

Bu biraz ütopik bir örnek olacak, hatta sevimsiz de diyebiliriz. Şiddetin hiçbirimizin hayatında yer almamasını diliyoruz. Ama sevgiliniz sizin evinizde bir şekilde “size vurmaya teşebbüs ederse ya da vurursa” penaltının alasını hak ediyor demektir.

Bu örnek de saçma kaçabilir, zira kimse zebra gibi “tüküren” bir sevgili istemez ama ola ki sevgiliniz size alenen tükürdü. Mümkünse çöp poşetine sarıp penaltı alanına bırakmanızı tavsiye ederiz.

Şimdi bu “ayakla müdahale” olayına farklı bir bakış açısı kazandıralım. O çok beğendiğiniz kırmızı geceliği aldınız ve sevgilinize sürpriz yaptınız, o ne dedi beğenirsiniz? “Ne gerek vardı, çok müsrifsin. Zaten yakışmamış sana” işte bu “topa müdahale edeyim derken rakibe dokunmaktır”. Direkt penaltıdır!

Gece evde film izlemek için tüm hazırlığınızı yapmışsınız. Ama üst komşunuz, sizin planlarınızı suya düşürmek için elinden geleni yapıyor. Matkap, çekiç sesleri evinizin içinde! Ne yapacaksınız tabii teknik olarak üst kata çıkıp “Bu saatte de olmaz ki canım” demeniz gerekiyor. Peki, sevgiliniz ne yapıyor, kapıda yukarı çıkmamanız için sizi “tutuyor”! Koşulsuz penaltı!

Akşam misafirler gelecek, muhteşem bir pasta yaptınız. Süslemesini kusursuz hazırladınız. Tüm hazırlıklar bittiğine göre artık süslenebilirsiniz. Tam hazırım dediğiniz anda mutfağa bir girdiniz, o ne?! Sevgiliniz pastanızın kremasına “eliyle müdahale” etmiş bile! Yani bilerek ve isteyerek! Şimdi bu, penaltının alası değildir de nedir?

Bu kadar bilgi, bir futbol programında yorumcu olmanızı bile sağlayabilir, benden söylemesi! Tuğçe Özel olarak mutluyum, gururluyum. Hep birlikte söyleyelim; beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>