Bundan sonra ben de bencilim, kusura bakmayın

Geçenlerde bir yazı (yazı da burada efenim) okudum, üzerine sanırım uzun zamandır aklıma takılan konular hakkında tekrar düşünmemi, etrafımdaki insanları tekrar gözden geçirmemi ve gözlem yapmamı sağladı. Zaten son bir senedir çok fazla kendime dönüp bakan biri oldum. Kocaman yanlışlar yaptığımı gördüm, “bunu nasıl fark edemedim” diye kendi kendimi azarladığım oldu. Ama gözlemlerimi eyleme geçirmekte biraz geciktim. Tespitler yapıp, kendimi tamir etmeye çalıştım, hala da devam ediyorum. Yani bildiğin iç temizlik dediğimiz hiçbir zaman bitmeyecek bir dönemin hızlandırılmış kurunu tamamlamaya çalışıyorum, biraz geç kalmışım anlaşılan yetişmeye çalışıyorum. Sonra “Acaba ben mi yanlış yapıyorum” dediğim zamanlar da oluyor ama inanın ki yeniden başa dönmek hiç istemiyorum.

Tabii bu iç temizliğin hızlanmasına en büyük sebep, anneannemin ölmesi de olabilir. Gerçi hala yanımda olduğunu hissediyorum, izliyordur bizi, beni… Ölmeden önceki gecelerin birinde yaptığımız uzun bir konuşma olmuştu. Hala sesi kulaklarımda… “Çok veriyorsun” demişti bana. “Biraz kendini düşün, fedakarlık o kadar da iyi bir şey değil”. Haklı olduğunu biliyordum.

Gerçekten hayat dediğimiz şey tercihler zinciri. Kendimi “keyif insanı” olarak tanımlardım, fark ettim ki gerçekte hiç keyif insanı değilim. Birkaç ay önce bir gece balkonda kendimi dünyanın adaletsizliğine ağlarken buldum mesela. Bu sistem ne zaman değişecekti, insanlar ne zaman iş güvenliği olmadığı için ölmekten kurtulacaktı, Suriye’den gelen çocukların geleceği ne olacaktı, kamplardaki okulların yetersizliği için ne yapılabilirdi, parası olmadığı için hastane köşelerinde ölen insanlar ne zaman ihmal yüzünden ölmekten kurtulacaklardı, hırsızlardan – arsızlardan ne zaman dünya temizlenecekti, doğayı katletmeyi ne zaman bırakacaktık ve ben bu kocaman sorunlar için ne yapabilirdim… Saatlerce düşündüm, elimde değil. Ben böyle biriyim ve bu tarafımla mutluyum. Vicdanlı, duyarlı biri olmak beni yıpratmıyor, tam tersine büyümemi, insan olmamı sağlıyor.

Bu iç temizlik sürecinde ister istemez etrafımı da elden geçirme şansım oldu. Fark ettim ki anneannem bu konuda haklıydı, gereğinden fazla veriyordum. Nedense son zamanlarda kendime söz vermeme rağmen bu konunun üzerinde durmamışım, 2011’de yaptığım temizliğin ardından tekrardan insan biriktirmeye ve birikimlerimle mutlu olduğumu sanmışım, üzülmeme rağmen susmuşum, konuyu uzatmamak adına ötelemişim ya da ötelediğimi sanmışım. Zaten beni az çok tanıyorsanız gereksiz bir sosyalliğimin olduğunu biliyorsunuzdur. İşte bu sosyallik içinde hep dinleyen, akıl istenen taraf olmuşum ben. Yani birini arayıp derdimi anlatamamışım. Gerçi onlar da haklı çünkü ben bir şekilde hep çözmüşüm sorunlarımı, düşe kalka halletmişim. Ama dönüp baktığımda “nasılsın, iyi misin” diyen o kadar az kişi varmış ki etrafımda ben bile anneannemin ölümü ardından ve bu temizlik sırasında şaşırdım kaldım. Sevdiğin birinin ölmesi kötü bir süreç, her ne kadar dışarıya çok yansıtamasam da yokluğu büyük bir çölde yürüyormuş ve susuzluktan kendini kaybetmişsin gibi bir duygu… İçinde bunları yaşarken, şöyle bir dönüp bakıyorsun arkaya kaç kişi omuz vermiş sana ya da arayıp halini hatrını sormuş.

selfish-1Bakınca da şaşırıyorsun. Hayatımda o kadar çok bencil insan varmış ki, nasıl daha önce fark etmemişim hayretler içersinde kaldım. Bari dedim ben de bencil olayım, kendimi düşüneyim. Öyle de yaptım. Bu bir buçuk ayda tek tek birçok insanı hayatımdan çıkardım, uzaklaştırdım. Bazılarıyla uzun uzun konuştum “ömrümden ömür çalıyorsunuz, yapmayın” dedim, bazılarıyla “buluşalım mutlaka bir rakı içelim, konuşalım” dedim ama eğlenmekle ve gezmekle o kadar meşgullerdi ki derdimi anlatmak için telefon ettiğimde bile dinlenmediğimi görmek artık üzmedi, güldürdü. Bazılarıyla arama mesafe koydum, bazılarını tamamen hayatımdan çıkardım, aileme meramımı anlattım. Sanırım bu süreçte de on iki kişiyle yollarımı tamamen ayırdım. Artık kim payına ne aldıysa gerisi onlara kalmış. Ben uzun bir süredir elimden geleni yaptım ve sonunda onlar gibi bencil olmaya ve kendimi daha çok sevmeye karar verdim.

Şimdi, kimi eski arkadaşlarım “ama şimdi oldu mu bu böyle” diye arıyor çocukluk arkadaşım bir de düşünün, sebeplerini tek tek anlatıyorum, telefonda uzun bir sessizlik yaşıyoruz “biliyorum sen o gün de benim yanımdaydın” diyor. Kimi “Tuçi ben seni arayıp hiç nasılsın demedim mi” diyor, “valla demedin, aradın, derdini anlattın, çözüm istedin. Anlattım, kapattın sevgilinle sorunlarını çözdün, üstüne bir de evlendin” dediğimde şöyle bir düşünüp örneklerle konuyu tamamlamaya çalışıyor, kimi “ya ama biliyorsun ben yurt dışına taşındım, acayip yoğundum” diyor ben de mesafelerin arkadaşlıkla bir ilgilisi olmadığını söylediğimde “haklısın” cevabını veriyor, kimi “benim arkadaşlık anlayışım bu değil, kusura bakma” dediğimde “kıskanç” diye tweet atıyor ve hala cümle içinde kendi önemini belirtip durumun farkında olmadığı için bencilliğini besliyor ki aynı kişi nedense “anamı sikeceğini” de belirtmiş konuyla çok alakasız bir arkadaşıma, screenshot’ları görünce hayretler içine düştüm. Ne alaka diye sormadan edemedim. Ölsem umuru değil ama anamı sikmeye cüret ediyor.

Gülüp geçiyor, herkese bencillikleriyle başbaşa mutlu bir hayat diliyorum.

Bundan sonra ben de bencilim arkadaşlar, kusura bakmayın. Biraz da ben sizin gibi olayım, ne bileyim kendime zarar vereyim falan. Azıcık dostum, dertsiz başım demiş büyüklerimiz. Dostoyevski abimiz de ne demiş; bir insan ne kadar faziletli ise o kadar bencildir. Faziletli olalım ama uzaktan…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>