Argonot erkekler sarmış dört bir yanımızı!

Eğer siz de havaya dikkatlice bakarsanız uçuşan penisler görebilirsiniz. Ben gördüğüme yemin edebilirim!

Bazen gerçekleri görmek canımızı yakabilir ama biliriz ki uzun vadede kazanan biz oluruz. Bu hayatın her alanında uygulamamız gereken bir kuraldır; gerçekçilik… Romantizmin dönemi bitti artık, bunu kabul etmeliyiz. Eskidendi o eteklerini sürüye sürüye yemyeşil bahçelerde dolaşmak, bir ağaca yaslanıp papatya falları bakmak, erkeğin serenat yapmasını beklemek ve bundan haz almak!

Şimdi ellerimizde karton kutulara hapsedilmiş kahvelerle işlerimize yetişmeye çalışıyor, aracımızı nereye park edeceğimizi düşünüyor, istediğimiz herkese e-posta ile ulaşabiliyor, istemediğimiz iletileri ve kişileri bilgisayarımızın, cep telefonumuzun bir tuşuna basarak çöp kutusuna gönderebiliyoruz. Hayatımızı kolaylaştırdığını varsaydığımız teknoloji sayesinde dünyanın ritmi de değişiyor. Her şey müthiş bir hızla oluşuyor, insanlar bir gecede ünlü oluyor, ilişkiler bir dakikada başlayıp hükmünü bir günde yitirebiliyor.

c8b1e94bBöyle bir dönemde aşkı yakalamak çok zor, bunu kabul etmeliyiz. Kim nerede, kiminle, ne yapıyor, niçin orada sorularını tek bir tuşla öğrenirken aşkı tetikleyen merak duygusunu da yitiriyoruz. Aşk bulunamadığı ve yaşanamadığı için değer kazanırken; gerçekçilik düşlerimizi ve beklentilerimizi hızla delip geçiyor. Bu akım her alanda kendini göstermeye başladığından beri, insan adını koyamadığı bir boşlukta sürükleniyor.

İlişkilerimize de gerçekçi bakmalıyız. Gözlemlediğim kadarıyla kadınlar bu duruma daha alışmış değiller ama erkekler ‘nedense’ çabuk adapte oldular. Doğanın değişmeyen kanunlarına ayak uyduruyorlar. Her erkek canlı gibi döllenip çoğalmak için müthiş bir savaş veriyorlar. Tabii bu girişimler kadınları çoğu zaman sinirlendirse de komik sahneler yaratmıyor değil…

Geçen gün bir arkadaşımla bir şeyler içelim, biraz eğlenelim diyerek kendimizi sokaklara attık. Devamlı gittiğimiz ve çok eğlendiğimiz mekânımıza girdik ve başladık muhabbet etmeye. Eğlenmek için bu mekânı seçen sadece biz değilmişiz, içerisi kısa zamanda tıka basa doldu. Sevgilileriyle gelenler, bizim gibi kız kıza dışarı çıkanlar, kalabalık bir arkadaş grubuyla gelip ortamı şenlendirenler ve tabii ‘argonotlar’!

Argonot nedir diye soracaksınız şimdi bana…


argonauta_argoHemen açıklayayım.
Salyangoz kabuğu şeklinde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvandır. Az bilinen bir deniz canlısıdır. Deniz anemonu gibi bir bitkiye benzeyen ve deniz dibinde kayalara tutunarak yaşayan bir hayvan türüdür. Argonotun çok ilginç bir döllenme yöntemi vardır.
Erkeğin cinsel organı, çiftleşme mevsiminde, bedenden ayrılır, gider başka bir kayada yaşayan dişi argonotu bulur, döller ve sahibine geri döner.

İnsan kılığındaki argonotlar ise bu denizde yaşayanlardan daha ilginçlerdir! Dışarıya kız arkadaşlarıyla çıkabilirler, ama bu diğer kızlara asılmayacakları anlamına gelmez. Ellerinde içkileri, ufak adımlarla kız arkadaşlarından uzaklaşmaya başlarlar. Kafaları önde, müziğin ritmine kendilerini kaptırmış gibi gözlerine kestirdikleri hatunun yörüngesine girerler. Çaktırmadan hatunu kesmeye ve iletişim kurmaya çalışırlar. İletişim kurma şekilleri ise bildiğimiz yöntemlerden değildir. Birlikte geldiği kız arkadaşını kaybetmemek adına, sizinle konuşmazlar. Gülümseyerek, vücutlarıyla olur olmadık hareketler yaparak müziğe ritim tutarlar. Siz tuvalete ya da sigara içmeye çıkarsanız peşinizden gelirler.

Bu argonotların kaçırdığı bir nokta vardır, kadınlar salak değildir. Kız arkadaşı eninde sonunda argonotu yakalar. Ve ne gariptir ki çiftleşme girişimlerini inkâr etmekte üstlerine yoktur. “Ben mi, yok canım. O benim peşimde koşuyor, ben yapar mıyım öyle şey! Tanımam bile o hatunu” ayaklarına yatarlar.
İşte bizim mekânda da bir dolu argonot etrafta dolanıyor ve gözlerine kestirdikleri hatunlara yanaşmaya çalışıyor. Böyle zamanlarda eğer siz de havaya dikkatlice bakarsanız uçuşan penisler görebilirsiniz. Ben gördüğüme yemin edebilirim!

Hayal gücüm sayesinde sahneler tek tek gözümün önüne geliyor. Şimdi bu argonotun kız arkadaşı, gecenin ilerleyen saatlerinde bir tokat patlatacak, artık kime denk gelirse! İçkinin de verdiği cesaretle harala gürele bir ton olay çıkacak… Ne o, bir argonotun çiftleşme dönemi geldi diye, mekândaki herkesin huzuru kaçacak…

Arkadaşımla iddiaya girdik; ben en geç 03.10’da olay çıkacak, dedim. O ise; en fazla 02.30, dedi. Ve saat üçü biraz geçiyordu ki, olay çıkıverdi! Önce kız arkadaşı argonota bir tokat patlattı. Ardından hızını alamayıp argonotun asıldığı kızın saçına yapıştı. Böylece bir argonot daha rüştünü ispatlamış oldu. Ama olan iki kıza oldu. Bense iddiayı kazanmamın şerefine mojito’mu yudumladım.

Gerçekçi olmakta fayda var, böyle adamlardan hayır gelmez. Romantizm ölmüş olabilir ama aşk da bu kadar ayağa düşmedi. Siz siz olun gerçekçilikten uzaklaşmayın ve aşkı argonotlarda değil, adam gibi adamlarda arayın. Belki bir gün buluruz kim bilir!

http://mahmure.ekolay.net/yazarlar/tugce-ozel/Argonot-erkekler-sarmis-dort-bir-yanimizi/658008

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>