Ada sahillerinde geziyorum

İstanbul’un en nezih, en gezilmeye değer yerlerinden biri Adalar… Her biri inci gibi dizilmiş İstanbul’un etrafına. Gitmemek olmaz, gezmemek; gezerken hayal kurmamak olmaz… Benim adayla olan bağım çok eskiye dayanıyor; büyük eniştem, eski Büyükada Belediye Başkanı. Halam adanın en güzel kızlarından biri… Müthiş bir aşk hikâyesi! Ama yazıma yolculuğumu ve Büyükada’yı anlatarak devam etmek istiyorum.

martılarVapura bindiğim anda içimi bir huzur kaplıyor. İster gazeteni oku, ister martılarla yarış, ister Nokia N8 ile manzarayı yakala ya da yan masada birbirini yıllardır tanıyan Ada eşrafından amcaların iskambil oynarken konuştukları komik diyaloglara kulak kabart, hiç fark etmez. Denizin üstünde usul usul ilerlerken arındığını, şehrin karmaşasından uzaklaştığını fark edip gülümsüyorsun.

Kınalı, Burgaz, Heybeli derken Büyükada’ya varıyorsun, saatin nasıl geçtiğini anlamadan… İskeleye adım attığında martılar vapurdan inenlere eskortluğu bırakıp vapura binecek olan yeni konuklarını beklemeye başlıyor. Martılarla vedalaşıp adaya ayak basıyorsun. Seni ilk Yıldız Cafe ve Mado Cafe karşılıyor. Mado Cafe’nin olduğu yerde eskiden eniştemin babasının dükkânı varmış, küçücük bir dondurmacı… Neyse ki tarih tekerrürden ibaret, yine bir dondurmacı var eski dükkânın yerinde. İskeleden dümdüz yukarı çıkınca Cumhuriyet’in ilanıyla yerini alan meşhur saat kulesine ve Büyükada’nın meydanına geliyorsun.

Sol taraf çarşıya, yani Marine House’un da bulunduğu sokağa gidiyor. Elimde bavulum, yavaş yavaş yürüyorum. Sağlı sollu restoranları geçer geçmez otelime varıyorum. Marine House adanın modern otellerinden biri, 2 sene önce açılmış. Odalar şirin ve konforlu, kaçamak yapmak isteyenler için cidden bir fırsat. Restoran en üst katta, İstanbul’a karşı zeytinyağlılardan, kebap çeşitlerine, deniz ürünlerinden Türk usulü tatlılara kadar birçok lezzet seçeneği sunuyor. Otelin kurucusu Galip Özen, aynı zamanda adanın meşhur kebapçısı Antepli’nin de sahibi. Eğer otelin menüsünde nasıl bu kadar seçenek var diye merak ederseniz diye söyleyeyim dedim. Lobide ve teras katında bulunan şömineler keyif yapmak için ideal… Marine House’un müdürü Bircan Hanım ise Büyükadalı; nerede gezerim, adanın nesi meşhurdur, nereden ne almalıyım sorularına cevap arayanlara duyurulur. Ben sadece Bircan Hanım’a değil Ada esnafına da bir dolu soru sordum. Ada esnafı çok eski olduğu için, merak edip sorduğum her şeye “Eskiden burada” diye başlasalar bile dinlerken keyif almamam mümkün değil…

çarşıBüyükada bir günde gezilecek bir yer değil bana sorarsanız… Adayı günübirlik ziyaret edenler için kolay olmasa gerek.  Adanın en yüksek tepesindeki Aya Yorgi Manastırı 1751 yılında, Aya Yorgi Kilisesi ise 1905 yılında inşa edilmiş ve 1909 yılında hizmete açılmış. Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları var ama açıkçası herhangi bir bilgilendirme yok… İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilisesi ve Manastırı ile geçen günlerde adından sıkça söz ettiren ünlü Rum Yetimhanesi bulunuyor. Rum Yetimhanesi, dönemin aranan mimarlarından Alexandre Vallaury’nin eseri… Dünyanın en büyük ahşap monoblok yapılarından biri… Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Büyükada’nın önemli yapılarından, mutlaka görülmeli. Gerçek adı Lev Davidoviç Bronşteyn olan Lev Troçki’nin Büyükada’da sürgündeyken kaldığı evi (Bu evde birçok kitabını kaleme almış) ve şimdiki birçok dizinin ilham kaynağı olan ünlü yazar Reşat Nuri Güntekin’in de evini görmeden dönmeyin. Kim bilir belki evin bahçesinde Ali Rıza Bey’e rastlarsınız, belli mi olur!

Büyükada’nın dört tane plajı var. Marine Otel plajlarla anlaşmalı, seni istediğin saatte iskeleden alan ve geri getiren motorlar mevcut. Adada motorlu taşıt yasak olduğu için, isteyen fayton ya da bisikletle de adayı gezebilir, plajlara gidebilir. Adanın etrafını motorla gezmek de ayrı keyif… O yüzden bir gün yetmez diyorum ya! Faytonlar saat kulesinin hemen solunda kalan büyük bir meydandan kalkıyor. İskelenin solunda ise birbirinden güzel balık restoranları mevcut, fiyatlar biraz yüksek gelebilir, o yüzden pazarlık yapın derim.

marine house otelDöndüm dolaştım en başa geldim; ne de olsa adadayım değil mi? Adalar İstanbul’un en nezih, en gezilmeye değer yerlerinden biri… Mutlaka gel, gör, yaşa derim. Bu hafta Piriveta’nın Marine House fırsatından da yararlanıp Büyükada’yı ziyaret edebilirsin. Şehre yakın ama bir o kadar uzak, tarihle ve huzurla baş başa birkaç gün sana da iyi gelir. Güzel bir fırsat benden söylemesi…

Marine House’un sunduğu lezzetler de çok güzel. Denediklerim; Ali Nazik, Babaganuş, Mantı, Karides Güveç, Marine Salata, Mozaik Pasta.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>