Ben neden okudum?

Oğuzkaan Koleji’nin “Biz” dergisinde çıkan röportajım…

1. Okulumuzdan hangi yıl mezun oldunuz?

Oğuzkaan Koleji’nden 96 yılında ayrıldım.

2. Oğuzkaan Koleji’ni bitirdikten sonra hangi eğitim kurumlarında öğrenim gördünüz?

Anadolu Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Reklam bölümüne girdim. İdeallerim farklıydı, o yıllarda üniversitelerde daha reklamcılık bölümü açılmamıştı. Tuhaf değil mi? Bende RYD’nin Reklâm Yazarlığı bölümüne yazıldım. Aynı dönemde Deulcom International’ın Reklamcılık bölümünde de eğitim almak üzere kaydımı yaptırdım ve ufak bir ajansta işe girdim.

3. Mesleğiniz nedir?

Reklâm Yazarlığı

4. Takip ettiğiniz dergiler?

Marketing Türkiye, Mediacat, Archive, Advertising Age, Communication Arts, Interview, Atlas, National Geographic, K, Varlık, Uykusuz.

5. Sevdiğiniz kitaplar ve beğendiğiniz yazarlardan söz eder misiniz?

Beni en çok etkileyen yazarlar; Marquez, Camus, Umberto Eco, Sartre, Kafka, Herman Hesse, Machiavelli, Victor Hugo ve tabii ki Paul Aster.

6. En sevdiğiniz müzik /müzisyen?

Böyle bir ayrımım yok, çalışırken genelde sessizliği tercih eden biriyim ama ara ara klasik müzik dinlerken beni yakalayabilirsiniz. Caz çok severim, hiç ummadığınız bir anda bir türkü dinlerken bulabilirsiniz beni. En sık Türk Sanat Müziğinden seçmeler yapıp dinlerim.

7. En çok ne yaparak vakit geçiriyorsunuz?

Sanırım okuyarak, araştırarak ve yazarak. Bilgisayarımın köşesinde bir not defteri her daim ilginç bulduğum bilgileri karalamak için hazır bekler.

8. İlginizi en çok çeken ülke neresi, neden?

Beni en çok çeken ülkelerin başında İrlanda geliyor. İrlanda ile bir bağım olduğunu düşündürecek kadar. Onun dışında Doğu’ya olan ilgim bir başka. Hindistan’dan Çin’e kadar her yeri gezip görmek istiyorum.

9. Gelecek için planlarınız neler?

Plan yapmak açıkçası bana göre bir şey değil. Yarın ne olacağımızı bilmediğimiz bir çarkın içindeyiz. Ola ki bu çark benim için dönmeye devam ederse gezmek ve yeni yerler, insanlar keşfetmek isterim. Belli bir gidiş  – dönüş tarihi olmadan…  Bir bakmışsınız bir sabah ben yoğum, yola çıkmışım bile!

10. Oğuzkaanlı olmak size neler kazandırdı?

Benim Oğuzkaan’a geliş hikâyem şöyle oldu; Salih Bey’in sahibi olduğu Final Dershanesi’ne gidiyordum. Malum sınavlar yaklaşıyor. Bir gün o küçücük aklımla Salih Bey’in kapısını çaldım. Neden bu sınavlara hazırlandığımızı, zamanımızı neden burada tükettiğimizi ve bizim daha çocuk olduğumuzu söyledim. Salih Bey gülerek beni yanına çağırdı ve asıl büyük sınavın yaşamak olduğunu, eğer bu ufak aşamaları zamanında atlatırsak daha rahat edeceğimizi ve eğitimin sadece bir kurumda değil her yerde olduğunu söyledi. Daha sonra bu ziyaretler sıklaştı. Bir gün Salih Bey annemi kuruma çağırdı. Bir okul açacağını, beni de bu okulda görmek istediğini söyledi ve evlenip Amerika’ya yerleşen sevgili ilkokul öğretmenim Behiye Koç’un referans mektubunu gösterdi. O zaman çok duygulandığımı ve heyecanlandığımı hatırlıyorum. Böylece Oğuzkaanlı oldum ve hayatım boyunca Salih Bey’in not defterime karaladığı cümleleri unutmadım. En önemli dostluklarımın da başlangıcı Oğuzkaan’da oldu. Sevgili Metin Nus, İlkin Ündeş, Meral Küçük (Hamidi), Simge Tanyel (Çekirdekçi), İlksen Kısacık, Hande Çetinel, Nihat Helvacı, Nükhet Doğru, Emre Karsavuran, Onur Kıranşa, Ece Şenay, Aslı Satar (Babiz), Baybars Velibeyoğlu, Aslı Turan… Canım öğretmenlerim… Atatürk’ün izinden hiç ayrılmayan sevgili öğretmenim İlker Çeteci ve Zümrüt Yeşiltaş… Hala hep birlikteyiz… Oğuzkaan bana çok güzel dostluklar kazandırdı ve tabii eğitim – öğretimin bir ömür boyu sürdüğünü, insan olmanın sadece eğitimle olamayacağını, Atatürk’ün bize emanet ettiği bu güzel ülke için yararlı bir vatandaş olmayı hep hatırlattı.

11. Eski bir mezun olarak Oğuzkaanlılar’a iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Şunu söylemek isterim ki, hiç kimse ama hiç kimse sabah uyanıp okula gitmek, sınavlara girmek ve öğretmenlerinin sözünü dinlemek istemez. Hayat hep zor gelir bu dönemlerde… Öğretmenlerimizin ve ebeveynlerimizin bizi hiç anlamadığını düşünürüz. Kanımız kaynar. En ufak bir sarsıntı dünyamızı yıkar. Aşkla tanışırız, üzülürüz, mutlu oluruz. Bu dönemi sakın ama sakın nefret dolu yaşamayın. Çünkü o diplomayı alıp, okulun kapısından dışarı adım attığınızda ve bir bilinmezliğe doğru yola çıktığınızda hayatınızın en güzel yıllarının okul yılları olduğunu ve o sevmediğiniz hatta zaman zaman nefret ettiğiniz öğretmenlerinizin bir kalede sizi her şeyden koruyan birer şövalye olduğunu, arkadaşlarınızın da can yoldaşlarınız olduğunu anlayacaksınız. Bu güzel yılları dolu dolu geçirin ve hayatınızın her döneminde hatırlayacağınız – anlatacağınız eğlenceli, öğretici ve eğitici anılarla doldurun… Herhangi bir okuldan mezun olmanın size kazandırdığı pek çok şey olabilir, özgeçmişinizde güzel durabilir ama en önemlisi insan olmak ve hayatınız boyunca insanlığınızdan ödün vermemektir. Öğretmenlerinizi takip edin ve hayata dair söyledikleri her cümleyi not edin. İnanın, pişman olmayacaksınız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>